Kuran’a göre ne çok çalışmak, ne çok yorulmak, ne de insanlardan saygı ve sevgi görmek bir üstünlük nedeni değildir. İnsanları Allah Katında üstün kılan özellik imanları, Allah rızasını kazanmak için yaptıkları salih ameller ve tüm bu amelleri yaparken kalplerinde sakladıkları niyetleridir. Allah bu durumu bizlere Kuran’da şöyle bir örnekle açıklamıştır:
Onların etleri ve kanları kesin olarak Allah’a ulaşmaz, ancak O’na
sizden takva ulaşır. İşte böyle, onlara sizin için boyun eğdirmiştir;
O’nun size hidayet vermesine karşılık Allah’ı tekbir etmeniz için.
Güzellikte bulunanlara müjde ver. (Hac Suresi, 37)
İhlas, insanın yaptığı işleri, hiçbir menfaat gözetmeksizin, başka hiçbir beklenti içerisine girmeksizin sadece Allah emrettiği için yapmasıdır. İhlas sahibi bir insan yaptığı her işte, attığı her adımda, söylediği her sözde, ibadetinde ya da günlük hayatında gönülden Allah’a yönelir ve katıksız olarak O’nun rızasını hedefler. İşte bu da ona güçlü bir iman verir ve onu ‘takva’ sahibi bir insan haline getirir. Kuran’da insanların Allah Katındaki asıl üstünlük ölçülerinin de bu olduğu bizlere şöyle açıklanmıştır:
… Şüphesiz, Allah Katında sizin en üstün (kerim) olanınız, (ırk ya
da soyca değil) takvaca en ileride olanınızdır. Şüphesiz Allah,
bilendir, haber alandır. (Hucurat Suresi, 13)
Vay o namaz kılanlarını haline, Ki onlar, kıldıkları namazdan habersizdirler. (Maun Suresi, 4-5)
Sa’d b. Ebi Vakkas´tan rivayet edilmiştir. Sa’d diyor ki: Ben Resulullahtan, namazlarına karşı gaflet içinde olanlardan sordum. Buyurdu ki: Onlar namazlarının vakitlerini geçirenlerdir.
Ebu Berze diyor ki: Onlar o kimselerdir ki namazlarına karşı gafildirler. âyeti kerimesi nazil olunca Resulullah şöyle buyurdu: Allahu ekber, bu namaz sizin için her birinize bütün dünya kadar şeyler verilmesinden daha hayırlıdır. Namazına karşı gafil olan kimse kıldığı namazdan hayır ümid etmeyen ve kılmamaktan dolayı Rabbinden
korkmayan kimsedir. (Ebu Cafer Muhammed b. Cerir et-Taberi, Taberi Tefsiri, Hisar Yayınevi: 9/238-239)
Bu gibi kişiler bir işe başlarken, bir konuşma yaparken, bir yardımda ya da bir özveride bulunurken kalplerindeki niyetlerinin halis olup olmadığını düşünmeye gerek duymaz, Nasıl olsa ibadetlerimi yerine getiriyorum diyerek yaptıklarını yeterli görürler. Oysa Allah Kuran’da hayatlarının sonuna kadar çalışmış, çaba harcamış olup da yaptıkları boşa gitmiş insanların durumundan bahsetmektedir. Demek ki her insanın ahiret gününde böyle bir ihtimalle karşılaşması söz konusu olabilir. Allah O gün, öyle yüzler vardır ki, ‘zillet içinde aşağılanmıştır.’ Çalışmış, boşuna yorulmuştur. (Gaşiye Suresi, 2-3) ayetleriyle tüm insanları böyle önemli bir tehlikeye karşı uyarmıştır. Dolayısıyla insan ahirette iki farklı durumla karşılaşabilir. Hayatları boyunca görünüşte neredeyse birbirleriyle aynı işleri yapan, aynı çabayı harcayıp, aynı azmi gösteren iki insan sırf niyetlerindeki farklılık nedeniyle ahirette farklı karşılıklar alabilirler.
Biz de bu kitapta yapılan işleri Allah Katında anlamlı ve değerli kılan bu iki önemli mümin özelliğine, ihlas ve samimiyete değineceğiz. Bu kitabın amaçlarından biri hayatları boyunca katıksızca Allah’ın rızası için yaşamayan insanları, yaptıkları amellerin boşa gitmesi ihtimaline karşı uyarmak ve hesap günü gelmeden evvel ihlasa davet etmektir. Bunların yanı sıra tüm iman edenlere ihlası zedeleyecek düşüncelerin, sözlerin ve amellerin sonsuz ahiret hayatları açısından ne kadar önemli olduğunu bir kere daha hatırlatmak ve ihlaslarını koruma yollarını Kuran ayetleri ışığında göstermektir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder